Mart, 2009 için arşiv

sus

Yayınlandı: 24/03/2009 / Anlatamadıklarım

Konuşup,anlatmayacağım
İçimde kalsın , acıtsın
unutmayayım.

Pardus Seminer Ekibi

Yayınlandı: 13/03/2009 / ozgurlukicin, Pardus

Bugün İkinci kez Pardus seminerine katıldım. Sunumu Akın ÖMEROĞLU ve Gözde ORGUN yaptılar. Genelde bildiğim konulardan bahsedilmesine rağmen seminere katılmak bir başka hissetmeme neden oldu, hep bahsedilen topluluk olmanın somutlaştığını , İnternet üzerinden oluşan arkadaşlığın, tanışıklığın fiziksel ortama taşındığını gördüm.
24 Aralık 2008 de İzmir EMO da yapılan seminer ile karşılaştırıldığında katılımın daha fazla olması sevindiriciydi. Seminer bitiminde salonda ayak üstü yapılan Pardus sohbetleri ,Pardus ile yeni tanışacak olan arkadaşlar için iyi bir fırsat olduğu kadar Günlük hayatta Pardus’u anlatma fırsatı bulamayan (daha doğrusu dinleyecek arkadaş bulamayan) benim içinde önemli bir deneyimdi.
İki yılı aşkın bir süredir Pardus kullanan ve öğrenecek daha çok şeyi olan birisi olarak artık Pardus’u anlatmanın vaktinin geldiğini, Pardus’un anlatıldığı seminerlerde artık topluluk üyelerinin de taşın altına elini sokmalarının ve şu anda bu işi yüklenenlere omuz vermenin zamanının geldiğine inanıyorum. Elbette bireysel çabalar bir sistem içinde olgunlaşmadan ve bir disipline tabi olmadan ilerlemeye kalkarsa hevesten öteye gidemeyen bir başarısızlık hikayesine dönüşeceğinden, Topluluk yöneticilerinin bu işe gönüllü olanları tespit ederek uygun zaman ve yerde Pardus sunumu üzerine bir eğitim vermelerinin ve ardından oluşan seminer ekibinin ülkenin çeşitli yerlerinde verilen seminerlerde aktif katılımlarının sağlanmasının Pardus a ve ülkemiz özgür yazılım camiası ve Bilgisayar kullanıcılarına önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum.

Hata raporları'nın dili

Yayınlandı: 09/03/2009 / ozgurlukicin, Pardus

Pardus kullanmaya başladığım süre düşünüldüğünde , uzun sayılabilecek bir zamandır Pardus geliştirici listesini takip ediyorum. Bu günlerde alevlenen bir tartışma, zaman ,zaman  hortlayan ve sonuca varılamayan bir başka tartışmayı akla getiriyor , İbadetin veya duanın Arapça mı Türkçe mi yapılması tartışmasını.
Listeye yazma hakkı olmayan ,muhtemelen “hariçten gazel okuyan” olarak etiketlenmeye aday birisi olarak aklıma gelenleri paylaşmak istedim.
Hata raporlama dilinin hangi dilde yapılacağında temel alacağımız ölçüt ne olmalıdır ? Eğer belirleyeceğimiz ölçüt ideallerimiz ya da iddialarımızsa “Tüm dünya tarafından kullanılan yaygın bir dağıtım” olmak gibi. İngilizcenin kullanılması akla yatkın gelmektedir. Ancak gerçekler böyle midir? Bununla ilgili veriye sahip olmasam da henüz bahsettiğim konuma ulaşmadığımız ortadadır. o nedenle belirli bir büyüklüğe ulaşıncaya kadar kullanıcıların çoğunluğunun kullandığı dil olan Türkçenin hata raporlamada kullanılan dil olarak kalmasının hatta mümkün olduğunca Türkçe karşılığı olan İngilizce kelime ve terimlerin kullanılmamasının Türkiye de Pardus’un dolayısıyla Linux’un ve özgür yazılım düşüncesinin kabul görmesi ve yaygınlaşmasına katkıda bulunacağından yerinde olacağını düşünüyorum.
Hata raporlamanın İngilizce yapılmasının da doğal sürecine bırakılmasının, zaten yoğun olan ve okuduklarımdan sezdiğim kadarıyla sinirleri gerilmiş Pardus geliştiricilerinin yararına olacağını düşünüyorum. Bırakalım talep Türkçe konuşup anlaşabilenlerden gelmesin. Eğer yabancı geliştiricilerimizden talep edenler olursa , buna katkıda bulunmayı da kabul ederler sanırım. Yabancı geliştiricimiz , kullanıcımız arttıkça İngilizce veya diğer dillerde forumlar , wikiler , ve posta listeleri oluşacaktır. Talep Arz ı oluşturacaktır.

Pardus geliştirici listesinde karşılaştığım ve dönem dönem yeniden alevlenen geliştirici ,çekirdek ekip , UEKAE dışındaki geliştiriciler, gibi tanımların kullanıldığı ve özü itibariyle çekirdek ekip ve diğer geliştiriciler ayrımı yapıldığı yönündeki eleştiriler ve genelde Erkan Tekman ın böyle bir şey olmadığına dair yaptığı açıklamaları okurken , aklıma geliştirici kimdir sorusu takıldı.

Pardus’u geliştirmekten anladığımız nedir ? Eğer Pardus’a bir şekilde fayda sağlayan herkes geliştiriciyse ,o halde Pardus hakkında nasıl belgesi yazan, pisi paketi yapan ,eşine dostuna Pardus’tan bahsedip bilgisayarlarına Pardus kurmalarını sağlayan herkesi geliştirici olarak kabul etmeliyiz. Ancak kabul edersiniz ki bu tanımın çerçevesi çok geniştir ve aslında gerçeği de tam anlamıyla yansıtmaz.

Bu konuda kendimce bazı tanımlamalarda bulundum. Geliştirici , Paketçi, Katkıcı,

Geliştirici ; Pardus’un olmazsa olmazlarını(Çomar,Pisi,Yalı vb) meydana getiren , bakımını yapan kişiler.

Paketçi ; Pardusta olması zorunlu olmayan (amsn,kmess,yazı tipleri vb) ancak linux için yapılmış yazılımları ve diğerlerini Pardus kullanıcılarının rahat ve sorunsuz bir şekilde kullanmalarını sağlamak için pisi paketlerini yapan kişiler.

Katkıcı ; Pardus kullanımı hakkında belge , simge seti, duvar kağıdı vb hazırlayan kişiler.

Kabul görür mü ? Gerçekleşir mi? bilmiyorum ancak pek çok kişinin neden Blog yazdığını şimdi daha iyi anlıyorum.

iletişim (!)

Yayınlandı: 02/03/2009 / Anlatamadıklarım

Ertelemek çoğu zaman kaçmak istediğimiz in eyleme dönüşmüş bir eylemsizlik halidir. Bekleriz çünkü kendimizi bağlayacak , sınırlandıracak bir hareketten korkarız. Düşünüp unutmak , yazıp tekrar tekrar hiç ummadığımız bir anda karşımıza çıkmasından daha cazip gelir. tehlike yok sorun yok . Sürekli değişen yenilenen fikirlerimiz bizi geçmişimizle yüzleşmekten kaçınmaya , dolayısıyla şimdinin duygularını , düşüncelerini ileriye geleceğe taşımamıza neden olan hareketlerden kaçınmamıza neden olur .bu yazı o ertelenmiş eylemlerden birisidir.

Aldığımız mektupları Ya da gönderdiklerimizin kalan kopyalarını bir süre sonra yakmaya başlarız , çektirdiğimiz fotoğraflarda bulunanlarla arkadaşlığımız bittikçe ya da araya kilometreler girdikçe yırtılırlar , atılırlar , bakımsızlıktan yıpranırlar ve yok olurlar artık görmek istemeyiz onları yakılan her fotoğrafta , yırtılan her mektupta birileri çıkar hayatımızdan ya da biz öyle olduğunu sanırız.

Anılardan kurtulmaya çalışmanın başlangıcı onları oluşturmaktır. hiçbirimiz daha başındayken sonununda nasıl düşüneceğimizi düşünmeyiz – düşünemeyiz aşık olurken günün birinde reddedileceğimizi ya da ondan nefret eden birisi haline geleceğimizi , evlenirken birgün boşanacağımızı , kardeşimizle aynı yatakta uyurken miras kavgasına tutuşup düşman kesileceğimizi öngöremeyiz. Başlarız anılarımızı oluşturmaya yazılanlar , çekilen fotoğraflar verilen sözler , özel günler , eğlenceler , hediyeler

Bundan 15 20 yıl öncesine kadar anıları oluşturmak zor ancak onlardan kurtulmak kolaydı şimdi ise durum biraz daha karışık. dijital fotoğraf makinelerinin olmadığı zamanda daha az fotoğraf çekiyor çekiliyorduk . İletişim ve ulaşım daha sınırlı olduğu için uzaklardan arkadaş edinmek daha zordu dolayısıyla mektup göndereceğimiz , yazışacağımız daha az insan vardı , telefon bu kadar elimizin altında değildi henüz cebe girmemişti , internetin bırakın eve girmesini henüz kafeleri bile açılmamıştı her şey sınırlı zorunlu da olsa sadeydi.

Şimdi herşey çok farklı öyle ki bu farklılık günlük hayatımıza yeni kelimeler eklememize neden oldu artık google dan arıyoruz , msn den görüşüyoruz , titreşim yolluyoruz , msn listemizdeki kişi sayısının bazen çokluğuyla övünüyor , bazende ne kadar az olduğunu vurgulayıp ağır abilik yapıyoruz. Adımız ve soyadımızdan oluşan mail adresimiz ne kadar uzun zaman önce bunu aldığımızı belli ediyor ben eskiden beri internetteyim 10 yıl oldu bu mail hesabını alalı demiş oluyoruz.

Kendimizi ifade etme isteğimiz bir başkası ile hoş beş etmekle sınırlı kalmıyor iletişim olanakları arttıkça bu olanakların kullnımıda o oranda artıyor öyle ki önü alınamayan bir tanıtım kampanyasına dönüşüyor. Bundan 10 yıl önce chat (sohbet) odalarında başlayan bu kendini ifade etme isteği bir bakıma hastalığı ağırlaşan bir tablo ile devam ediyor bu yazıyı okuyanların pek çoğu zurna kanalında disconnect olduğumuzda internetcafeciden yardım istemiştir. Chat odalarında yapılan sohbetin şekli ekranın sağında nick (rumuz – takma ad ) ını beğendiğimiz ya da ilgimizi çeken kişiyle sohbet etmek ve kabul etmek gerekir ki kendimizi olduğumuzun dışında göstermek gayretiyle gelişen ve muhtemelen bir daha karşılaşmayacağımız cinsiyetinden asla emin olmadığımız kişilerle saatlerce yazışmak demekti. Bu sürec pek çoğumuzun internetle tanışmasıydı belkide o yıllarda internet saatlerce monitörün karşısında oturup chat yapmaktı hatta en ilgi çeken haberler chatte tanışıp evlenen çiftlerin haberleriydi ardından daha kapsamlı ve profesyonel web sayfaları (ağ kümeleri) arkadaş bulma hizmeti vermeye başladı. Üyelik ve çoğunlukla ücretli üyelik isteyen bu sayfalar örneğin siberalem.com u duymayanımız yoktur. İnternetin evlerimize girmesiyle beraber kullanım alanı genişleyen anlık mesajlaşma (ileti) programları (yazılımları) ile artık chat(sohbet) odalarında veya arkadaşlık sitelerinde arkadaş bulma dönemi kapanmasa bile geride kalmış , arkadaşlarımız ile msn , skype , google talk vb yazılımlar sayesinde yazışma , konuşma ve görüşme dönemi başladı. Telefonla konuştuğumuz Ya da mesajlaştığımız arkadaşlarımızla em-es-en den görüşmeye başladık.

Devam edecek….

Bayramınız Kutlu olmasın

Yayınlandı: 02/03/2009 / Anlatamadıklarım

Bu topraklarda yaşayıp da vatanına sahip çıkmayanlara göz yumduğumuz sürece onların her yaptığını insan hakları kriterleriyle değerlendirip ama olsun onlarında yaşama hakları var , onlarında sağlık hizmeti almaya hakları var, tabi ki devlet ona iş bulacak bulmazsa yeşil kart verecek , işsizlik maaşı verecek dediğimiz sürece , bu ülkede işsiz olup kartsız olup, umutsuz olup vatandaş olmanın gereklerini yerine getirip kullandığı suyun , elektriğin parasını ödeyip , vergisini tastamam ödeyip birde yurttaş olmanın gereği olan cumhuriyeti savunma hizmetinde yerini alanları cezalandırdığımızı farketmediğimiz sürece

Fikirleri tartışmalı yazarlar öldürüldüğünde yayınlarını sık sık keserek ara haberler yayınlayan , özel programlar yapan ağlayan sızlayan , yazdıklarını okumadan fikrine saygı duyduğunu söyleyenleri ekranlara taşırken , eserleri için değil memleketine sövdüğü için nobel verildiği bilindiği halde nobel almakla övünürken , daha 20 yaşında toprağa düşen kolundan bacağından olanları oynayan dansözün göbek hizasından geçen alt yazıyla duyurup , bu haberleri olağan kabul ederken hatta bu olaylara ideoloji penceresinden teorik ağırlıklı duygusallıktan uzak ifadesiz yüzlerle açıklama gayretine girip insan yönümüzü yitirdiğimizi farketmediğimiz sürece

Her gün bir eve ateş düşerken yapılması gereken ortadayken gelecek ay başkanla (bush) görüşeceğim diyecek kadar fütursuz ve gamsız birini %47 ile seçerken , apo yu terörist olarak görmediğini söyleyen , kürdistan eyaletinden sözeden leyla zanayı hapisten çıktığında makamında kabul edip hapse atıldıkları için devlet adına özür dileyen dışişleri bakanını cumhurbaşkanı seçerken , bu topraklar için ölen insanlara şehit demenin anlamını yitirdiğini samimiyetsizliğimizin su yüzüne çıktığını farketmediğimiz sürece

nasıl ki sancaksız cuma namazı kılınamazsa hal böyleyken bayram yapmayı da hak etmiyoruz. o nedenle benim bayramım kutlu değil sizinde bayramınız kutlu olmasın.

25 Şubat Buluşması

Yayınlandı: 02/03/2009 / Anlatamadıklarım

Kordonda konak vapur iskelesinin hemen yanındayız.körfez  temizlendiği için çekinmeden egenin incisi ve bizim içinde olmaktan mutlu olduğumuz izmir havasını çekiyoruz  içimize , içimizdeki heyecana karışıyor denizin kokusu necati ve ben birde necatinin eşi demet akşamın gelmesini saatin 18:30 olmasını bekliyoruz.  bu çok beklediğimiz günde.

Birbirimize belli etmemeye çalışsak da geceyi düşünüyoruz acaba güzel olacak mı ? bir aylık uğraşımızın meyvelerini toplayabilecek miyiz?

Birbirimize soruyoruz :

– İyi olacak dimi ?

iyi iyi

herkes gelir dimi?

Gelir ,gelir

hem neden olmasın ki demet bile  anlata ,anlata bitiremediğimiz okul  arkadaşlarımızı görmek için   planını değiştirmiş yıllık iznini öne almış nöbetlerini satmış gelebilmek için gelecek aya fazladan nöbet yazılmasına ses çıkarmamış, taaaa Urfadan gelmiş  fedakarlıkta bulunmuşta okul arkadaşlarımız mı gelmeyecek ? iki eli kanda olsa gelirler.

gelirler dimi?

Gelirler,gelirler

Zaman ilerliyor elimiz telefona daha fazla gidiyor hadi torbalı grubunu arayalım yola çıkmışlar mı diyor necati

Yükselle konuşuyorum yoldayız birader geliyoruz.

Erhan arıyor

Lokalin yerini tarif edin neredeydi

sen hiltonun önüne gel biz seni alırız

Erhan 10 yıldır görmediğim arkadaşım bu gece için Antalyadan gelmiş biz hiltonun önüne mi gidemeyeceğiz.

Bu sefer telefondaki Haydar, necatiyle konuşuyor.

Çalışıyormuş daha, bir iki saat sonra gelecek sevcanla beraber

Neredesin diye soruyoruz lokalin yakınlarındaymış

Yanına gidiyorum, büfeye kuruyemiş veriyor klasik BSML selamlaşmaları ve şakalaşmalarından sonra işinin bir saate kadar biteceğini söylüyor. Telefonum çalıyor Erhan arıyor

Haydara hadi gidelim erhan bekliyor diyorum Haydar telefonu  elimden kapıyor ve  erhana; ben seni 10 yıldır bekliyorum sende 10 dakika daha bekle diyor biraz sitemkar belki erhanın sessiz sedasız gidişine kızgın hala .

Haydar ,büfedeki kuru yemişleri en güzel biçimde diziyor yaptığı işten memnun ve birazda heyecanla hadi hiltonun önüne gidelim ben sizi bırakayım.

Ben ,Erhan, Haydar, ve Meltem 10 yıl aradan sonra doğru düzgün sarılamadan yol ortasında durduğu için trafiği tıkayan arabamıza biniyoruz istikamet Sağlıkçılar Lokali.

Lokalde Samet Hoca ,Sema Hoca, Ömer Hoca ,Necati ,Demet ,Meltem,Erhan toplantı odasında gelecekleri bekliyoruz saat 18:30 artık vakit geldi . zaman geçtikçe necati ve benim yüzümüz geriliyor belli etmemeye çalışıyoruz ama ne mümkün herkes bunun farkında gelecek arkadaşların sayısı 48 olduğu için aynı sayıda yer ayırtılmış ve servise hazırlanmış durumda. espiriler yapılıyor bulaşık yıkamak üzerine ben gönüllüyüm bekar evinden idmanlıyım nasılsa ama lokalin bulaşığını yıkamakta gözümü korkutuyor (!)  ya ne diyorum ben nasılsa herkes gelecek hem yıllar sonra arkadaşlarıyla buluşmayı kim istemez hele izmirdeyseler .

Candan İLKKURŞUN  geliyor merhabalaşıyoruz sohbet ediyoruz biraz ama hayat çok hızlı hele metropol insanları için daha bi hızlı akıyor hayat ,hep yapılacak bir şey, yetişilecek bir iş ve gidilecek bir yer var . candan izin isteyip dışarı çıkıyor  Yarın İstanbula gidecekmiş biletini almaya gidiyor.  Biz sormadık , o söylemedi ama bu geceye göre yapmış planını bugün bizimle yarın yolcu  bunu bilmek bizi daha bi mutlu ediyor demek ki çağrımıza kulak vermiş gelmiş sağolsun.

Mustafa ÇİFTÇİ ve Ulaş YILDIZ geliyor selam kelam dan sonra başlıyor sohbet herkes konuşuyor bazen aynı anda konuşuyor  espiriler havada uçuşuyor ömer hoca bana pril almamı birde bulaşık eldiveni almamı öğütlüyor böyle yapınca eller yıpranmıyormuş. büyük sözü dinlemek gerek.

Yüksel KASIRGA ve Adnan KÜÇÜKSEMERCİ geliyor ikisiylede daha dün akşam görüşmeme rağmen  10 yıldır görüşmemişim gibi sarılıyorum maksat mistik hava bozulmasın. Ardından Ali Kemal AKGÜL ve eşi , Alp Emre SAYIN ve Nişanlısı , Nazmi ÇAKIR , Uğur AKBAŞOĞLU, son olarakta  Fırat GÖZEK ,Mutlu GÖZEK (TOKEL)  geldiler Mutluyla Fırat  bizim için iki kişiden daha fazlaydılar çünkü Mutlu 5 aylık hamileydi haberlerini almıştık düşük tehdidi olduğunu biliyorduk bir aydır yatıyordu ama bu geceye katılmak için doktorundan izin almıştı ve aramızdaydı onlarda hoşgeldi.

Necati ve ben kısa birer konuşma yaptık ardından salona geçtik gece başladı sohbet koyulaşmaya başladı ardarda fotoğraflar çekilmeye ,görüntü kaydedilmeye başlandı. Küçük sohbet ortamlarında gecenin kritiği yapılıyordu herkes iyi ki geldik diyor keşke başkalarıda olsa diyordu. Bense böyle bir organizasyonda payım olduğu için mutlu ,katılımın beklediğim seviyede olmadığı için biraz üzgündüm yapılan onca telefon görüşmesinin, gönderilen onca e postanın, gönderilen onca iletinin sonucu bundan daha fazla ederdi diyordum. Gece için teşekkür eden arkadaşların teşekkürlerini biraz buruk kabul ediyor yaptığımızın çokta büyük bir iş olmadığını düşünüyordum içimden.

Samet hoca düşüncemin yanlışlığını çok şık bir şekilde anlattı. Kısa bir konuşmada o yaptı öğretmenimiz  olarak değil meslektaşımız  olarak konuştu bizimle böyle bir buluşmayı Sağlık Meslek liseleri içinde  Köklü bir okul olan  Yenişehir SML dışında sadece bizim yapabildiğimizi anlattı ve geceyi ölümsüzleştirmek için hazırlattı plaketleri bize vererek onurlandırdı. Gecenin zirve noktası bu andı plaketler masada elden ele dolaştı herkes memnundu çünkü biliyorlardı ki bunda onlarında payı vardı.

Gece ilerledi eğlence arttı sahne alan sanatçılar şarkılar türküler söyledi ama bu bize yetmedi  mikrofunu emre aldı güzel bikaç parçadan sonra oyunlar oynandı dans edildi sema hoca ve Ömer hocada dans edenler arsındaydı.

Saat ilerledikçe gece ilk kayıplarını vermeye başladı önce Candan ayrıldı ,ardından erhan ve Meltem , Haydar ,sevcan , Mutlu nun bu gece için doktorundan aldığı izin bitmişti onlarda ayrıldılar kalanlar programın bitmesine rağmen bir süre daha direndi ama yapılacak bir şey yoktu felekten çalınan gecenin sonuna gelinmişti. Hayat devam ediyor hepimizin yapacak işi, açılacak dükkanı, tutulacak nöbeti ,devralınacak vardiyası vardı. Tekrar böyle bir buluşma düzenlenip düzenlenmeyeceği sorulmadı  herkes gelecek sefere daha çok eğleneceklerini ve arkadaşlarını görmekten mutlu olacaklarını düşünerek ayrıldı.