Kasım, 2011 için arşiv

Özgürlükiçin

Yayınlandı: 20/11/2011 / ozgurlukicin, Pardus

Pardus üzerine konuşurken hayıflandığımız konulardan biride belgelendirme eksikliği oluyor hep. Pardus’a ilgi duyan , gönül vermiş , topluluk için üreten ve bu yazıyı okuyan pek çoğumuz gibi bende böyle düşünüyorum. Hem belgelendirmenin eksikliğinden dem vurup hem de altı aydır Özgürlükiçin topluluğunun genel yöneticisi olmama rağmen tek bir blog yazısı yazmamış olmanın savunulacak yanı yok.

Bu gün Zeki Bildiricinin başlığında adım geçen yazısından sonra yazı yazmamamın , dolayısıyla sizleri en azından Pardus topluluk süreçleri üzerine bilgilendirmemenin Pardus’a bir teknoloji kazandırıp belge yazmamak gibi bir davranış olduğunu düşündüm. Umarım bundan sonra en azından ayda bir yazı yazarak bu eksikliği gidermeye çalışacağım. Hem böyle yaparak bizden sonra gelecek olan topluluk gönüllülerine de yol göstermiş olur yaptığımız çalışmaları internetin deriniklerine sanki bir abur cubur gibi atmış, işine yarayacak olanlarında alıp kullandığı hikmetinden sual olunmayan fazla düşününce insanın kafayı yiyeceği o yüzden fazla kurcalamamak gereken teknoloji alemine katkıda bulunmuş olacağız.

Bizden sonrakiler için yol gösterici olur diyorum çünkü gönüllülük esasına dayanan işlerin ebed müddet yapılması gibi bir durum yok. Zamanı gelince hepimiz başka işlerle ilgilenecek , yeni meşgaleler , yeni sorumluluklar edineceğiz doğal olarakta günümüzün önemli bir bölümünü ayırdığımız Pardus topluluk süreçlerinden kopacağız (merak edenler için hemen yazayım bu bir veda yazısı değil 🙂 daha yapılacak işler var) Bu olağan dışı bir durum olmadığı gibi üzüleceğimiz bir olayda değil , olmamalıda.

Özgürlükiçin’in kurucusu Ali Işıngör şimdi nerede yazdığını bulamadığım için bağlantısını veremediğim bir yazısında “Özgür yazılım süreçlerinde gönüllü katkı verme süresi iki ila iki buçuk yıl arasında değişiyor” demişti. Yine Pardus-linux.org ‘un kurucusu Nihad Karslıda topluluk süreçlerinde “doğal seleksiyona inanıyorum” demişti. Ne kadar farklı olursak olalım herkesçe kabul gören bazı gerçekler var tıpkı bu iki söz gibi.

Önemli olan bu iki iki buçuk yılda neler yaptığımız , neler yaşadığımız. Pardus kullanmaya 2007 yılında (tam tarihi 31 ocak 2007) başladım pardus ile tanışmam ise bundan bir yıl önce olmuştu windows’a mahkum değilizdir başka birşeylerde olmalı ( birşeyler diyorum çünkü işletim sistemi kavramından bihaberim) diye google’da yaptığım “windows gibi” windows benzeri” “windosw yerine” anahtar kelimeleriyle yaptığım aramalar sonucunda önce gelecek linux adını öğrendim ve tesadüf sonucu elinde gelecek linux cd olan birinden cd alıp evde sanki yanlış Bir şey yapıyormuşum ve bilgisayara zarar verecekmişim endişesiyle kurmaya çalıştım ancak başarılı olamadım sonra linux anahtar kelimesiyle yaptığım aramalarda “pardus” adına ulaştım iso dosyasını indiridm cd’ye yazdırdım ve çay bardaklı kurulum ekranı olan pardus 1.0 ‘ı kurdum ancak usb modem ile internete bağlanamayınca bu teşebbüsümde yaklaşık 6 ay bilgisayarımdaki ikinci işletim sistemi olan ve açtığımda sadece masaüstüne bakıp kapattığım bir pardus deneyimi oldu. (şimdi o kaybettiğim bir yıla yanıyorum)

Pardus 2007 ise benim için tam bir okul olmuştu özgür yazılım , linux ,FSF , LKD , GLP , GNU, KDE gibi pek çok kavram ve oluşum ile tanışmıştım. Pardus ile ilgili olarak internette sorduğum ilk soruyu hala hatırlıyorum (inönü üniversitesi bilgisayar topluluğu sayfasıydı ) “pardus’a avast’ı nasıl kurarım?” :). Herkesin bir efsane sürümü olur ya benimki de 2007.1 Felis Chaus

2007 ve 2008 yıllarında sürekli olarak şöyle olmalı , böyle olmalı diye ahkam kesen biriydim. 2008 yılında #pardus kanalında Ali Işıngör ve Akın Ömeroğlu tarafından “sen de katkı ver” dediklerinde “ne yapabilirim ki” diye cevap verene kadar. O zaman anladım ki özgür yazılım dünyası talep edilen değil katkı verilen bir mantıkla ilerliyor. Şimdi birşeyler yapma zamanıydı insanlık için küçük ama sezai için büyük işler 🙂 Özgürlükiçin iki tane basit “Nasıl “yazısı yazdım neredeyse yarısını düzelterek yayınladılar ve beni de topluluk çalışmalarına bulaştırmış oldular 🙂 . İyiki de bulaştırmışlar. Bu küçük iki katkıdan sonra 2009 yılında Coşkun Aktaş‘ın öncülük ettiği bir “Pardus kullanıcıları İzmir buluşması organize ettik” Artık sadece Pardus kullanmıyor, Pardus topluluğunun aktif bir üyesi olarak diğer topluluk üyeleriyle fiziksel ortamda da biraraya geliyordum. Aynı yılın Eylük ayında özgürlükiçin tema yöneticisi oldum. Artık sadece pardus kullanmıyor Pardus topluluğunda sorumluluk sahibide oluyordum. 2010 yılının mayıs ayında Geliştirici adaylığı için başvurdum artık sadece pardus kullanmıyor pardus’a kod desteğide veriyordum demek isterdim ama diyemiyorum , çünkü hala adayım :).

Elbette ilk başarısızlıkta enseyi karatıp mücadeleden geri düşmüyoruz hele konu özgür yazılımsa asla ! Pardus’a katkı verebileceğim bir fırsat(!) bu yılın mayıs ayında karşıma çıktı. Bu yazıyı okuyanların büyük bir kısmının bildiği gibi özgürlükiçin sitesinin yönetimi topluluğa bırakıldı ancak sorumlu olacak birisi ilk anlarda ortaya çıkmayınca ben bu iş için gönüllü oldum.

Geçen altı ayda ne yaptığıma gelince kısaca sadece konuştum 🙂 , göreve başladığımda söylediğim gibi kimseyi kırmadan üzmeden konuştum haddimi bilmemezlik etmedim, kimseye akıl vermedim, saygısızlık etmedim , kalp kırmadım. Zaten konuştuğum kişiler alanında yetkin insanlardı Server Acim hocamızdan ajans’ı devam ettirmesini rica ettim sağolsun kabul etti , Hamit Giray Nart‘tan e-dergimizi çizmesini rica ettim sağolsun kabul etti Zeki Bildirici’den bana akıl vermesini rica ettim sağolsun verdi , Abdulkerim Aydın‘dan logo tasarlamasını rica ettim sağolsun kabul etti , Sayfamızın en durağan günlerinde Anıl Özbek haberlerini gönderdi ,Forum yöneticilerimiz , tema yöneticilerimiz , Teknik yöneticimiz Uğur Çetin görevlerine devam ettiler sağolsunlar , haber editörlerimiz davetime olumlu yanıt verdiler sağolsunlar. özgürlükiçin yoluna devam etmesinde ve bu güne gelmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Bu günlük benden bu kadar.

(Devam edecek…)