Mesajlar Etiketlendi ‘İlkkurşun’

Genel Sağlık-İş

Genel Sağlık-İş

Takip edenlerin bildiği gibi 9 Nisan 2016 günü Genel Sağlık-İş İzmir Şubesinin II. Olağan Genel Kurulu yapıldı.

Bu genel kurul sonucu ne olursa olsun benim gözümde sendikamız için bir kırılma noktasıydı.

2010 yılında kurulan Genel Sağlık-İş sendikasına 2012 yılının Eylül ayında kimse bana üyelik için gelmeden, üye olmam istemeden kendi araştırmam sonucu ulaştığım genel merkezine (o zaman henüz tek şubesi olan İzmir şubesi açılmamıştı) giderek üye oldum.

Üye olduğum gün yapılmakta olan üye toplantısına katıldım. İlk izlenimim “aynı amaç için biraraya gelmiş insanlar büyük bir nezaket ve saygı içerisinde birbirini dinliyor ve geleceğe dair büyük iddiaları var” şeklinde olmuştu. Aynı gün Torbalı Devlet Hastanesi işyeri temsilcisi yazım da yazıldı. Kısa bir süre sonra sağlık sorunlarım nedeniyle sendikaya gitme imkanım ortadan kalktığından 2014 yılının Ocak ayına kadar sürecek olan zorunlu bir ara vermiş oldum sendikal çalışmama.

Yanlış hatırlamıyorsam 31 Ocak 2014 günü katıldığım Şube Genişletilmiş Başkanlar Kurulu (siz onu yönetim kurulundan birkaç kişi ve birkaç da üye olarak okuyun) toplantısı ile sendikal aktivistliğimin ilk adımını atmış oldum. Tabi kafa karışıklığı olmaması için geçen sürede İzmir şubesinin açıldığını da yazayım. Her ne kadar İzmirde bir şube açılmışsa da aslında bu toplantılar genel merkez yöneticileriyle birarada yapılıyordu o yüzden gerçekte izmir şube neredeyse, genel merkezin Ankaraya taşındığı 2015 yılı Mart ayına kadar ayrı bir varlık ortaya koyamadı. Bahsettiğim bu toplantıda mevcut şube başkanı ile aynı düşünmediğim bir konuda tartıştım benimle benzer bir karşı çıkış yapan bir üye daha vardı toplantı bitiminde onunla daha fazla konuşmak için çay içmeyi teklif ettim sendikadan çıktık kemeraltında bir yerde iki saati aşkın konuştuk ortak tanıdıklarımız çıktı sohbet ilerledi samimi bir iletişim kurduk. Ama ben hâlâ nasıl hitap edeceğimi kestiremiyorum kadın koskoca 20 yıllık doktor, asistan, abla mı desem? Doktor hanım mı desem? Baktım çok içten bir insan madem ki aynı yola baş koymuşuz madem ki davamız emekçinin davası Muhteber abla dedim gitti.

Aylar boyu haftalık yapılan toplantılara katıldım. Yapılan bu toplantılarda genel de bir işin yapılmasına karar verilmesine karar verildi ve çoğu zaman o iş yapılamadı. Söz çok ama eylem yoktu. Ağızlarda hep bir “kurumsallaşma” miti dolaştı durdu o kadar çok tekrarlandı ki bu söz benim için artık anlamını yitirmiş, kelimenin içi boşaltılmıştı.

Geçen zamanda sendikanın görsel, afiş, web sitesi, kimlik kartı hazırlama, video düzenleme gibi elimden gelen işlerini özveriyle yaptım. Bunların yanında bir temsilci olarak asli işim olan örgütlenme faaliyetinde de bulundum ve sendikamızın tek üyesi olduğum Torbalıda yeni üyeler yapmaya başladım. Çalıştığım kurumda basın açıklamaları düzenledim. 2014’ün Eylül ayında genel merkez olağan genel kuruluna aday olacağımı açıkladım. haftalık toplantıların birisinde konu adaylıklara gelince Muhteber abla da aday olmak istediğini söyledi Genel Başkan Ali Gül konuyu geçiştirdi, ertesi hafta yine aynı konu konuşulduğunda sendikamız için tek liste olması daha iyi olur türünden cümlelerle Muhteber Abla ve benim adaylığım konusunda net bir fikir beyan etmedi. Sonraki bir toplantıda ben Muhteber abla da olmalı o sendikaya emek veriyor birikimli de birisi çıkışımdan sonra “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı”

Genel kuruldan birkaç gün önce Ali Gül beni arayarak; seni yanımızda görmek isteriz diyerek adaylık teklif etti ben de sevinçle kabul ettim. Ancak Muhteber abla yine adaylar arasında yoktu.

Ben oldum da ne oldu ki!

Seçim sabahı Ali Gül hazırladığı anahtar listede benim adımı çizip Onur arkadaşa oy verilmesi için üyeleri yönlendirmeye başlayınca ben Yönetim Kuruluna ancak 1. yedek olabildim. Seçimin ertesi günü önceden planlanan yeni bir ameliyat için hastaneye yattım ve 3 ay daha sendikadan uzak kaldım. Zaten sağlığım imkan verse Genel Başkan fırsat vermemişti “sendikaya yakın durmama” sendikaya emeğini veren, ve daha fazlasını da yapmayı amaçlayan birisini itmişti yaptıklarıyla.

Yerime seçilmesini sağladığı arkadaşımızın istifa etmesiyle çağrıldığım yönetim kurulunun ilk toplantısında (3 Ocak 2015) görev dağılımının yeniden yapılmasını istedim. Yapılan oylamayla Zekiye Bacaksız yeni genel başkan oldu. Bu görev değişiminin ardından Ali Gül ile birlikte hareket eden Mehmet Özdemir ve İbrahim Duran sendika yönetim ve çalışmalarına katılmaktan geri durdular öyle ki iş bırakma eylemlerini kararlarında 4. imzayı bulmakta zorlanmaya başlamıştık (tabi yönetim kurulunda daha pek çok sorun vardı).

Bu dönemde kağıt üzerinde Ankaraya taşınan sendika merkezinin gerçekten de Ankaraya taşınması sağlandı. Bu benim için defalarca koltuk değneği ardından da bastonla İzmir- Ankara arası seyahat demekti. Ali Gül yeniden başkan olabilmek için üyelerden olağanüstü genel kurul imzası toplamaya başladı. Nihayetinde 3 Ocaktan sonra hiç katılmadığı Yönetim Kurulu (YK) toplantılarına 21 Martta katılarak imzaları teslim etmek istedi sonra bundan vazgeçerek 4-3 çoğunluğu sağladığı YK da Olağanüstü Genel Kurul (OGK) kararı çıkarttı ve gitti.

OGK için hazırlıkları yaptığımız halde kendi istediği OGK dan vazgeçip bizim olmadığımız çağrısız bir YK düzenleyip görev değişikliği yaparak kendisini yeniden Genel Başkan yaptı ve OGK’dan vazgeçtiklerine dair bir karar aldı. Seçim Kuruluna başvurarak seçim kararını iptal ettirdi.

Devrik Genel Başkan Zekiye Bacaksız YK’nın bu karara imza atan üyesini kararından vazgeçirerek durumu eski haline getirdi ve seçim kuruluna yeniden başvurarak Ali Gül’ün kendi istediği OGK yı iptal ettiren kararının iptal olduğunu beyan ederek seçimin iptal edilmesi kararının iptalini sağladı ( evet çok komik değil mi?)

Genel Merkezde bunlar olurken İzmir Şube YK toplantı çoğunluğunu sağlayamadığı ve üyeler istifa ettiğinden 3. kişi başkanlık görevini yürütüyordu. Şube YK görevini yapamadığından olağanüstü genel kurul kararı aldı.

11 Nisan 2015’de İzmir Şubesi Gündoğdu isminin verildiği ve öncülüğünü Muhteber Ablanın yaptığı bir ekiple seçime girdi bu liste Ali Gül tarafından desteklenmediğinden karşısına VATAN EMEK CUMHURİYET ya da buna benzer uzun bir isimle bir liste çıkardı. Bu listenin iki adayı mevcut YK da da olan ve görev yapamadıklarını beyan ederek şubeyi OGK götüren karara imza atan isimlerdi. Seçimi Gündoğdu grubu kazandı. Ancak bu OGK olduğundan yeni seçilen yönetimin sadece 11 aylık bir görev süresi olacaktı.

İzmir Şubesinin seçiminin ardından genel merkez seçimleri için liste çalışmaları başladı mevcut tabloda başını Ali Gül’ün çektiği bir liste ve diğer tarafta da genel başkan Zekiye Bacaksızın başını çektiği bir liste çıkacaktı. Yazının bu kısmında iki ay öncesine dönüp Mart 2015 de yapılan başkanlar kurulundan bahsetmem gerekiyor. Mart ayında yapılan başkanlar kuruluna İzmir Şube başkanı ve il temsilcileri katılmıştı bu toplantı sonucunda şube başkanı ve temsilcilerin imzasıyla düzenlenen raporda Ali Gül başta olmak üzere YK çalışmalarına aktif katılmayan iş bırakma kararlarına imza atmayan veya geç imza atan YK üyeleri uyarılmıştı. O gün ortaya çıkan fikri yakınlaşma neticesinde öne çıkan temsilciler olmuştu. Yeniden şekillenecek Genel Merkez YK’nın bu isimlerden oluşması yönünde bir eğilim ortaya çıkınca yine Gündoğdu adının verildiği listenin Zekiye Bacaksız, Sezai Yeniay, Selçuk Önce, Reyhan Aydoğdu, Göksel Söğüt, Sinan Sevimli ve Ercan Küçükosmanoğlu’ndan oluşmasına karar verildi. Bu listede Muhteber abla da olmak istese de haksız bir şekilde “sen İzmir Şube Başkanısın aday olmamalısın” denilerek liste dışı bırakıldı. Liste üzerinde hemfikir olunduktan ve söz verildikten sonra. Zekiye Bacaksız “illerden tepki var” gibi dayanaksız bir gerekçe öne sürerek Göksel Söğüt ve Ercan Küçükosmanoğlu’nun adaylıklarına karşı çıktı. Yaptığımız birebir görüşmede “ben kendimi düşünmek zorundayım” dediğini (ispat edemeyecek olsam da) belirtmiş olayım. Yaşanan tarışmanın sonucunda Göksel Söğüt ve Ercan Küçükosmanoğlu’nun adaylığına engel olunda. Yaşananlara tepki olarak ben de adaylıktan çekildim.

OGK sonrası yürütmekte olduğum görevi teslim ederek İzmir şubede sade üye olarak çalışmaya başladım. İşyeri ziyaretlerine gittim, görsel hazırladım, web sitesi yaptım yani elimden ne geliyorsa yaptım.

Ancak Olmadı!

Dr. Kamil Furtun eyleminin haberini İzmir şube web sitesine girikten kısa bir süre sonra Zekiye Bacaksız tarafından kaldırıldığını farkettim, yeniden girdim yine kaldırıldı üçüncü turda dayanamayıp benim girdiğim haberi neden kaldırıyorsun diye sms attım. Bir sürü laf kalabalığından sonra haberin ne sakıncası var dedim yeniden girdim bu sefer silmedi. Mali sekreterlik görevini düzgün teslim etmediğimle ilgili sözleri kulağıma gelmeye başladı ardından bilgisayarlara şifre koyduğum iddiaları pek çok çirkinlik takip etti…

Kişisel engellemeler yerini şube faaliyetlerini engellemeye doğru evrildi, broşür basmak istedik genel merkez tarafından engellendi, bülten hazırlandık engellendi, iş bırakma kararı aldık alamazsınız dendi.

İzmir şubesi sendikacılık yapmak istiyor ama bizzat Genel Başkan ve Genel Merkez Yönetimince engel olunuyordu. Şube payları gecikmeli olarak gönderiliyor basılı yayın çıkarması engelleniyordu. Avukat ve sekreter alma talepleri reddediliyordu. Bunca engellemeye rağmen İzmir Şube yönetimi Olağan Genel Kurul tarihine ulaştı.

İzmir Şubesi II. Olağan Genel Kurulu

Artık öğrenmiştim, her genel kurul öncesi liste çalışması yapıldığını…

Bu seferde Mevcut yönetim kurulu yeni katılımlarla yine Gündoğdu listesiyle aday olduğunu açıkladı. Gündoğdu’nun karşısına ise İlkkurşun ismiyle bir liste çıktı. İlkkurşun ismine dikkatinizi çekmek isterim. İkkurşun: Hasan Tahsin’in Yunan askerine ilkkurşunu sıkmasından geliyor.

Yapılan kulislerden bu listenin Genel Merkez ve eski Genel Başkan Ali Gül tarafından desteklenen bir liste olduğuydu. Gerçekten de aday arkadaşlara baktığımızda bu birliktelik açıkça görülüyordu. Genel Merkezin bu konuda taraf olmamasını beklerdim öyle olmamıştı bu tarafgirliği genel kurul toplantısında net bir biçimde gördüm. Öyle ki Genel Başkan, ilkkurşun grubunun verdiği iki önergenin lehinde konuşmak için söz istedi.

Peki neydi bu iki önerge? İlki Genel Merkez Delege seçimin yapılmaması, ikincisi de bir yıl sonra yeniden şube olağan genel kurulu yapılmasıydı.

Ne acıdır ki ilkkurşun Genel Merkez için Şubenin delege seçmemesini istiyor ve bunun lehinde konuşma yapan Genel Başkan da çılgınca alkışlanıyordu. Ben de bu önergelerin aleyhinde konuşma yaptım. Konuşmam da özetle şube genel kurulunun görevinin tüzükte belirtildiği şekilde zorunlu organ ve delege seçmek olduğunu bunun sendikamızın anayasası olan tüzükte açıkça belirtildiği ve genel kurulun bunun yapılamaması yönünde bir karar alamayacağı şeklideydi. Yine konuşmamda bir yıl sonra yapılacak olan genel kurulun olağan olmayacağı olağanüstü genel kurulda da delege seçiminin yapılamayacağını söyledim. Genel kurulunun benim açımdan trajikomik anı; Konuşmaların bir yerinde divan’a delege için anahtar sayının olmadığını dolayısıyla kaç delege seçileceğinin bilinmediği söylenince Zekiye Bacaksızın evet yok diyerek durumdan gayet memnun olduğunu gösteren tebessümüydü. Sanırım o an şubenin yazıyla anahtar sayıyı istemesine rağmen bizzat kendisi tarafından bu sayının verilmediğini unutmuştu. Bırakın anahtar sayıyı o dönemde sendikanın toplam üye sayısını bile anahtar sayı belirlenemesin diye şubeye vermemişlerdi. Yani kendi yarattıkları krize seviniyordu Zekiye Bacaksız.

Aleyhte yaptığım ikinci konuşmada bir tüzük kurultayı yapılması gerektiğini belirttim. Delege seçiminin yapılmaması yönündeki önergenin oylanmaması gerektiğini şube genel kurulunun tüzüğü aşan bu kararı almaya yetkisinin olmadığını belirttim. Divanın bunu oylatması halinde hukuksuzluğa sebep olacağını anlatmaya çalıştım. Divan başkanının “Ben divana verilen her önergeyi oylatırım” demesi üzerine her önergeyi mi dedim. Evet deyince, Güneşin batıdan doğmasıyla ilgili önerge verilirse onu da oylatır mısınız dedim. Evet dedi ve oylattı sonuçta genel kurul 25’e karşı 20 oyla delege seçiminin yapılmamasını ve bir yıl sonra yeniden olağan genel kurula gidilmesine karar verdi. Bu karar yine ilkkurşun ekibi ve taraftarlarınca çılgınca alkışlandı.

Blok liste ile gidilen seçimde Gündoğdu listesi kırmızı kağıt, İlkkurşun listesi beyaz kağıtla katıldı. Seçimi 123’e karşı 94 oyla ilkkurşun listesi kazandı.

Her şeye rağmen ilkkurşun ekibini kutladım. Ben ve Gündoğdu listesinde bulunan arkadaşlarım tam salondan çıkarken ilkkurşun ekibinin “izmirin dağlarında çiçekler açar altın güneş orda sırmalar saçar bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar..” diyerek tempo tuttuğunu üzülerek işittim. Durdum baktım baktım baktım… Ne diyeceğimi bilemedim.

Hasan Tahsin ilkkurşun’u Yunan’a sıkmıştı. Bizim İlkkurşun’da bizleri denize dökmüştü.

Denize dökülen biz “düşman”lar, yarın bizi denize dökenlerle aynı masanın etrafında nasıl toplanacağız da sendikal mücadele vereceğiz?

Sahi şimdi kim kaybetti? Biz mi, Sendika mı?

Sezai YENİAY

10.04.2016

Reklamlar